afacan

كَانَ الْأَطْفَالُ الْأَشْقِيَاءُ يُفَرِّغُونَ طَاقَتَهُمْ بِالرَّكْضِ وَاللَّعِبِ فِي الْحَدِيقَةِ.

Afacan çocuklar, parkta koşuşturup oyunlar oynayarak enerjilerini atıyorlardı.

بِابْتِسَامَةٍ مَرِحَةٍ، أَشَارَ إِلَى أَنَّ لُعْبَةً جَدِيدَةً سَتَبْدَأُ.

Afacan bir gülümsemeyle, yeni bir oyunun başlayacağını işaret etti.

İlişkili Kelimeler