aforozlamak

حَرَمَتِ الْكَنِيسَةُ الشَّخْصَ الَّذِي دَافَعَ عَنِ الْأَفْكَارِ الْهَرْطَقِيَّةِ كَنَسِيًّا.

Kilise, sapkın fikirleri savunan kişiyi aforozladı.

يَمِيلُ الْمُجْتَمَعُ إِلَى نَبْذِ مُرْتَكِبِي الْجَرَائِمِ.

Toplum, suç işleyenleri aforozlamaya meyillidir.

أَقْصَى الْمُدَرِّبُ اللَّاعِبَ الْمُشَاغِبَ مِنَ الْفَرِيقِ.

Antrenör haylaz oyuncuyu takımdan aforoz etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler