بِصِفَتِهِ مُدْمِنَ أَفْيُونٍ، فَقَدَ السَّيْطَرَةَ عَلَى حَيَاتِهِ وَكَانَ بِحَاجَةٍ إِلَى المُسَاعَدَةِ.
Afyonlu biri olarak, hayatının kontrolünü kaybetmişti ve yardıma ihtiyacı vardı.
بِصِفَتِهِ مُدْمِنَ أَفْيُونٍ، فَقَدَ السَّيْطَرَةَ عَلَى حَيَاتِهِ وَكَانَ بِحَاجَةٍ إِلَى المُسَاعَدَةِ.
Afyonlu biri olarak, hayatının kontrolünü kaybetmişti ve yardıma ihtiyacı vardı.
أَعْطَى الطَّبِيبُ دَوَاءً مُخَدِّرًا لِتَهْدِئَةِ الْمَرِيضِ، وَغَرِقَ الْمَرِيضُ فِي النَّوْمِ عَلَى الْفَوْرِ.
Doktor, hastayı sakinleştirmek için afyonlu bir ilaç verdi ve hasta hemen uykuya daldı.