agu

كَانَ الطِّفْلُ يُصْدِرُ أَصْوَاتَ مُنَاغَاةٍ بِفَرَحٍ وَهُوَ يَنْظُرُ إِلَى وَالِدَتِهِ.

Bebek, annesine bakarak sevinçle agu sesleri çıkarıyordu.

كَانَ الطِّفْلُ يَسْتَمْتِعُ بِالهَمْهَمَاتِ فِي سَرِيرِهِ بِمُفْرَدِهِ.

Bebek, yatağında kendi kendine agu yaparak eğleniyordu.

İlişkili Kelimeler