aguş

حِضْن — أَحْضَان

كَانَ الطِّفْلُ يَنَامُ بِسَلَامٍ فِي حِضْنِ أُمِّهِ الدَّافِئِ.

Bebek annesinin sıcak aguşunda huzurla uyuyordu.

كَانَ مِنَ الرَّائِعِ مُعَانَقَتُهُ بَعْدَ فِرَاقٍ طَوِيلٍ.

Onu uzun bir ayrılıktan sonra aguşlamak çok güzeldi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler