تَخْرِيم — تَخَارِيم
كَانَ هُنَاكَ تَفْصِيلُ تَخْرِيمٍ أَنِيقٌ عَلَى حَافَّةِ الْفُسْتَانِ.
Elbisenin etek kısmında zarif bir ajur detayı vardı.
كَانَ هُنَاكَ تَفْصِيلُ تَخْرِيمٍ أَنِيقٌ عَلَى حَافَّةِ الْفُسْتَانِ.
Elbisenin etek kısmında zarif bir ajur detayı vardı.
أَضَافَ النَّقْشُ الْمُخَرَّمُ عَلَى الْأَثَاثِ جَوّاً مُخْتَلِفاً لِلْغُرْفَةِ.
Mobilyaların üzerindeki ajur, odaya farklı bir hava katıyordu.