أَثَّرَتْ طَلَاقَةُ الْمُتَحَدِّثِ عَلَى الْمُسْتَمِعِينَ وَسَحَرَتِ الْجَمِيعَ.
Konuşmacının akıcılığı, dinleyicileri etkiledi ve herkesi büyüledi.
أَثَّرَتْ طَلَاقَةُ الْمُتَحَدِّثِ عَلَى الْمُسْتَمِعِينَ وَسَحَرَتِ الْجَمِيعَ.
Konuşmacının akıcılığı, dinleyicileri etkiledi ve herkesi büyüledi.
تَسْمَحُ سَلَاسَةُ النَّصِّ لِلْقَارِئِ بِفَهْمِ الْمَوْضُوعِ بِسُهُولَةٍ.
Metnin akıcılığı, okuyucunun konuyu kolayca anlamasını sağlıyor.
تُعْتَبَرُ سُيُولَةُ الزَّيْتِ مُهِمَّةً لِكَيْ يَعْمَلَ الْمُحَرِّكُ بِسَلَاسَةٍ.
Yağın akıcılığı, motorun düzgün çalışması için önemlidir.
جَزَالَة، اِسْتِرْسَال، ذَلَاقَة