وُقُوعُ مِثْلِ هَذِهِ الْكَارِثَةِ الْكَبِيرَةِ لَا يَسْتَوْعِبُهُ الْعَقْلُ.
Bu kadar büyük bir felaketin yaşanması akıl almıyor.
وُقُوعُ مِثْلِ هَذِهِ الْكَارِثَةِ الْكَبِيرَةِ لَا يَسْتَوْعِبُهُ الْعَقْلُ.
Bu kadar büyük bir felaketin yaşanması akıl almıyor.
قِيَامُهُ بِمِثْلِ هَذَا الشَّيْءِ لَا يُصَدَّقُ.
Onun böyle bir şey yapması akıl almıyor.
ارْتِكَابُهُ الْكَثِيرَ مِنَ الْأَخْطَاءِ غَيْرُ مَعْقُولٍ.
Bu kadar çok hata yapması akıl almıyor.