يُصْبِحُ هَذَا النَّهْرُ أَكْثَرَ تَدَفُّقًا فِي الرَّبِيعِ مَعَ ذَوَبَانِ الثُّلُوجِ.
Bu nehir, ilkbaharda karların erimesiyle daha akışlı hale gelir.
يُصْبِحُ هَذَا النَّهْرُ أَكْثَرَ تَدَفُّقًا فِي الرَّبِيعِ مَعَ ذَوَبَانِ الثُّلُوجِ.
Bu nehir, ilkbaharda karların erimesiyle daha akışlı hale gelir.
خَلَقَ الْفَنَّانُ مَنْظَرًا طَبِيعِيًّا حَيَوِيًّا عَلَى الْقُمَاشِ بِضَرَبَاتِ فُرْشَاةٍ سَيَّالَةٍ.
Sanatçı, akışlı fırça darbeleriyle tuval üzerinde canlı bir manzara yarattı.