aklanmak

تَبَرَّأَ الْمُتَّهَمُ فِي الْمَحْكَمَةِ وَاسْتَعَادَ حُرِّيَّتَهُ.

Sanık, mahkemede aklanarak özgürlüğüne kavuştu.

تَطَهَّرَتِ الشَّرِكَةُ نَتِيجَةَ عَمَلِيَّاتِ التَّدْقِيقِ الَّتِي أُجْرِيَتْ.

Şirket, yapılan denetimler sonucunda aklandı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler