aksatmak

عَطَّلَ تَسَاقُطُ الثُّلُوجِ الْكَثِيفُ حَرَكَةَ الْمُرُورِ فِي الْمَدِينَةِ.

Yoğun kar yağışı, şehirdeki ulaşımı aksattı.

أَخَّرَ حَادِثُ الْمُرُورِ رِحْلَاتِ الْحَافِلَاتِ.

Trafik kazası, otobüs seferlerini aksattı.

أَعَاقَتِ الْمُنَاقَشَاتُ غَيْرُ الضَّرُورِيَّةِ تَقَدُّمَ الِاجْتِمَاعِ.

Gereksiz tartışmalar, toplantının ilerlemesini aksattı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler