alışık

أَنَا مُعْتَادٌ عَلَى الِاسْتِيقَاظِ مُبَكِّراً كُلَّ صَبَاحٍ، لِذَلِكَ لَا أُوَاجِهُ مُشْكِلَةً.

Ben her sabah erken kalkmaya alışığım, bu yüzden sorun yaşamıyorum.

هُوَ غَيْرُ مُتَعَوِّدٍ عَلَى الْأَمَاكِنِ الْمُزْدَحِمَةِ، لِذَلِكَ يَشْعُرُ بِالتَّوَتُّرِ.

O, kalabalık ortamlara alışık değil, bu yüzden gergin hissediyor.

İlişkili Kelimeler