اقْتَبَسَ الْكَاتِبُ بَيْتاً مِنْ قَصِيدَةٍ لِشَاعِرٍ مَشْهُورٍ فِي رِوَايَتِهِ.
Yazar, romanında ünlü bir şairin şiirinden bir dize alıntıladı.
اقْتَبَسَ الْكَاتِبُ بَيْتاً مِنْ قَصِيدَةٍ لِشَاعِرٍ مَشْهُورٍ فِي رِوَايَتِهِ.
Yazar, romanında ünlü bir şairin şiirinden bir dize alıntıladı.
اسْتَشْهَدَ الْمُتَحَدِّثُ بِبَيَانَاتٍ مِنْ بَحْثٍ لِدَعْمِ حُجَّتِهِ.
Konuşmacı, argümanını desteklemek için bir araştırmadan veri alıntıladı.
اضْطُرَّ الطَّالِبُ إِلَى نَقْلِ مَعْلُومَاتٍ مِنْ مَصَادِرَ عَدِيدَةٍ فِي أُطْرُوحَتِهِ.
Öğrenci, tezinde birçok kaynaktan bilgi alıntılamak zorunda kaldı.
اِقْتَطَفَ