اشْتَرَيْتُ فَجْأَةً كِتَابًا أَعْجَبَنِي كَثِيرًا أَثْنَاءَ تَجَوُّلِي فِي السُّوقِ.
Markette gezerken çok beğendiğim bir kitabı alıverdim.
اشْتَرَيْتُ فَجْأَةً كِتَابًا أَعْجَبَنِي كَثِيرًا أَثْنَاءَ تَجَوُّلِي فِي السُّوقِ.
Markette gezerken çok beğendiğim bir kitabı alıverdim.
أَخَذَ الطِّفْلُ بِسُرْعَةٍ وَاحِدَةً مِنَ الْحَلْوَى دُونَ إِذْنٍ مِنْ وَالِدَتِهِ.
Çocuk, annesinden izinsiz şekerlerden birini alıverdi.