alacalı

كَانَ الْحِصَانُ الْأَرْقَشُ يَجْرِي بِسُرْعَةٍ فِي الْحُقُولِ الْخَضْرَاءِ الْوَاسِعَةِ.

Alacalı at, geniş yeşil tarlalarda hızla koşuyordu.

كَانَتِ الْأَقْمِشَةُ مُتَعَدِّدَةَ الْأَلْوَانِ فِي السُّوقِ لَافِتَةً لِلنَّظَرِ.

Pazardaki alacalı kumaşlar çok dikkat çekiciydi.

اِشْتَرَيْتُ قُمَاشًا مُرَقَّشًا لِلسِّتَارَةِ.

Perde için alacalı bir kumaş aldım.

İlişkili Kelimeler