alan

مِسَاحَةُ غُرْفَتِي صَغِيرَةٌ، لِذَلِكَ لَا يَدْخُلُ فِيهَا سَرِيرٌ كَبِيرٌ.

Odamın alanı küçük, bu yüzden içine büyük bir yatak girmiyor.

بَعْدَ الْمَدْرَسَةِ يَلْعَبُ الْأَوْلَادُ كُرَةَ الْقَدَمِ فِي السَّاحَةِ الْكَبِيرَةِ بِجَانِبِ الْمَسْجِدِ.

Okuldan sonra çocuklar caminin yanındaki büyük alanda futbol oynuyor.

مِنْطَقَة — مَنَاطِق

الْمِنْطَقَةُ الْمُحِيطَةُ بِالْمَطَارِ مُزْدَحِمَةٌ دَائِمًا.

Havaalanı çevresindeki alan her zaman kalabalıktır.

Ayrıca: مَيْدَان، حَقْل، مَجَال، نِطَاق

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler