alev almak

اشْتَعَلَتِ الْأَوْرَاقُ الْجَافَّةُ فَجْأَةً وَتَوَسَّعَ الْحَرِيقُ بِسُرْعَةٍ كَبِيرَةٍ.

Kuru yapraklar bir anda alev aldı ve yangın büyüdü.

غَضِبَ عَلَى الفَوْرِ لِأَنَّهُ لَمْ يَسْتَطِعْ تَحَمُّلَ الظُّلْمِ الَّذِي رَآهُ أَمَامَهُ.

Haksızlığa tahammül edemediği için hemen alev aldı.

İlişkili Kelimeler