alevlenme

جَعَلَ اشْتِعَالُ الْحَرِيقِ عَمَلَ رِجَالِ الْإِطْفَاءِ أَكْثَرَ صُعُوبَةً.

Yangının alevlenmesi, itfaiyecilerin işini zorlaştırdı.

أَدَّى تَفَاقُمُ الْمَرَضِ إِلَى تَدَهْوُرِ حَالَةِ الْمَرِيضِ.

Hastalığın alevlenmesi, hastanın durumunu kötüleştirdi.

أَدَّى تَأَجُّجُ الْأَزْمَةِ إِلَى تَوَتُّرِ الْعَلَاقَاتِ الدَّوْلِيَّةِ.

Krizin alevlenmesi, uluslararası ilişkileri gerdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler