كَانَتْ لَهُ أَهْدَافٌ عَالِيَةٌ فِي حَيَاتِهِ.
Hayatında ali hedefleri vardı.
كَانَتْ لَهُ أَهْدَافٌ عَالِيَةٌ فِي حَيَاتِهِ.
Hayatında ali hedefleri vardı.
يَحْمِلُ هَذَا الرَّجُلُ أَهْدَافًا سَامِيَةً فِي الحَيَاةِ.
Bu adamın hayatta ali amaçları var.
قِيَمُهُ الأَخْلَاقِيَّةُ رَفِيعَةٌ جِدّاً، لِذَلِكَ يَحْتَرِمُهُ الجَمِيعُ.
Onun ahlaki değerleri çok ali, bu yüzden herkes ona saygı duyuyor.
Ayrıca: نَبِيل