allı

أَصْبَحَتِ الْوُرُودُ ذَاتُ اللَّوْنِ الْأَحْمَرِ فِي الْحَدِيقَةِ أَجْمَلَ مَعَ شَمْسِ الصَّبَاحِ، كَانَتْ تَتَأَلَّقُ.

Bahçedeki allı güller, sabah güneşiyle birlikte daha da güzelleşmişti, adeta parlıyorlardı.