allem

هُنَاكَ خُدْعَةٌ فِي هَذَا الْأَمْرِ لَكِنَّنِي لَمْ أَسْتَطِعْ حَلَّهَا، يَبْدُو مُعَقَّداً لِلْغَايَةِ.

Bu işte bir allem var ama ben çözemedim, çok karmaşık görünüyor.

إِنَّهُ يُحَاوِلُ تَسْوِيَةَ الْأُمُورِ بِالتَّلَاعُبِ، إِنَّهُ لَيْسَ صَادِقاً.

O, allem kallem ile işleri yoluna koymaya çalışıyor, dürüst değil.