زَلْزَالٌ قَلَبَ الْمَدِينَةَ رَأْساً عَلَى عَقِبٍ، انْهَارَتِ الْمَبَانِي وَأَصْبَحَ كُلُّ مَكَانٍ مَلِيئاً بِالْغُبَارِ وَالدُّخَانِ.
Deprem şehri altüst etti, binalar yıkıldı ve her yer toz duman oldu.
زَلْزَالٌ قَلَبَ الْمَدِينَةَ رَأْساً عَلَى عَقِبٍ، انْهَارَتِ الْمَبَانِي وَأَصْبَحَ كُلُّ مَكَانٍ مَلِيئاً بِالْغُبَارِ وَالدُّخَانِ.
Deprem şehri altüst etti, binalar yıkıldı ve her yer toz duman oldu.
الْأَطْفَالُ أَحْدَثُوا فَوْضَى فِي الْغُرْفَةِ، تَبَعْثَرَتِ الْأَلْعَابُ فِي كُلِّ مَكَانٍ.
Çocuklar odayı altüst ettiler, oyuncaklar her yere saçıldı.
هٰذَا الْخَبَرُ زَعْزَعَ جَمِيعَ خُطَطِنَا، الْآنَ يَجِبُ عَلَيْنَا تَطْوِيرُ اسْتِرَاتِيجِيَّةٍ جَدِيدَةٍ.
Bu haber tüm planlarımızı altüst etti, şimdi yeni bir strateji geliştirmeliyiz.
لَخْبَطَ، شَقْلَبَ