anımsatmak

تُذَكِّرُنِي هَذِهِ الْأُغْنِيَةُ بِالْأَيَّامِ الْجَمِيلَةِ الْقَدِيمَةِ، وَأَنَا أَتَأَثَّرُ جِدًّا.

Bu şarkı bana eski güzel günleri anımsatıyor, çok duygulanıyorum.

تُثِيرُ الصُّوَرُ ذِكْرَيَاتٍ سَعِيدَةً مِنَ الْمَاضِي.

Fotoğraflar, geçmişteki mutlu anıları anımsatır.

تُعِيدُنِي هَذِهِ الرَّائِحَةُ إِلَى ذَاكِرَةِ طُفُولَتِي، كُنَّا فِي الْقَرْيَةِ فِي ذَلِكَ الْوَقْتِ.

Bu koku bana çocukluğumu anımsatıyor, o zamanlar köydeydik.

İlişkili Kelimeler