كَانَ يَنْظُر حَوْلَهُ بِشَكْل عَبَثِيّ، وَلَمْ يَكُنْ يَعْرِفُ مَاذَا يَبْحَثُ عَنْهُ.
Anlamsızca etrafa bakınıp duruyordu, ne aradığını bilmiyordu.
كَانَ يَنْظُر حَوْلَهُ بِشَكْل عَبَثِيّ، وَلَمْ يَكُنْ يَعْرِفُ مَاذَا يَبْحَثُ عَنْهُ.
Anlamsızca etrafa bakınıp duruyordu, ne aradığını bilmiyordu.
هَذِهِ الْكَلِمَاتُ الَّتِي قِيلَتْ بِلا مَعْنَى لَمْ تُؤَثِّرْ عَلَى أَحَدٍ.
Anlamsızca söylenen bu sözler kimseyi etkilemedi.
فَاجَأَ الْجَمِيع بِرَدِّ فِعْلِهِ بِشَكْل غَيْر مَفْهُوم لِلْأَحْدَاثِ.
Olaylara anlamsızca tepki vererek herkesi şaşırttı.
Ayrıca: بِشَكْلٍ مُبْهَمٍ