anlatmak

رَوَى الْجَدُّ حِكَايَاتٍ مُثِيرَةً لِلْأَطْفَالِ قَبْلَ النَّوْمِ.

Dede, yatmadan önce çocuklara heyecan verici hikayeler anlattı.

سَرَدَ الْجَدُّ قِصَّةً مُثِيرَةً لِلْأَطْفَالِ قَبْلَ النَّوْمِ كُلَّ لَيْلَةٍ

Dede her gece yatmadan önce çocuklara heyecan verici bir hikaye anlatır.

قَصَّ لِي جَدِّي قِصَّةً مُثِيرَةً قَبْلَ النَّوْمِ.

Dedem uyumadan önce bana heyecan verici bir hikaye anlattı.

Ayrıca: حَكَى، أَنْ يَشْرَحَ، أَنْ يَرْوِيَ، أَنْ يُعَبِّرَ عَنْ

İlişkili Kelimeler