anlattırmak

طَرَحَ الْمُعَلِّمُ أَسْئِلَةً مُتَنَوِّعَةً لِجَعْلِ الطُّلَّابِ يَشْرَحُونَ الْمَوْضُوعَ.

Öğretmen, öğrencilere konuyu anlattırmak için çeşitli sorular sordu.

بَعْدَ الْعَرْضِ التَّقْدِيمِيِّ، بَدَأْنَا نِقَاشًا لِحَثِّ الْمُسْتَمِعِينَ عَلَى شَرْحِ الْمَوْضُوعِ.

Sunumdan sonra, dinleyicilere konuyu anlattırmak için bir tartışma başlattık.

فِي الِامْتِحَانِ، طُرِحَتْ أَسْئِلَةٌ مَفْتُوحَةٌ عَلَى الطُّلَّابِ لِإِجْبَارِهِمْ عَلَى شَرْحِ مَا يَعْرِفُونَهُ.

Sınavda, öğrencilere bildiklerini anlattırmak için açık uçlu sorular soruldu.

İlişkili Kelimeler