ansımak

كُلَّمَا تَذَكَّرْتُ طُفُولَتِي، يَظْهَرُ الْحُزْنُ فِي دَاخِلِي.

Çocukluğumu ansıdıkça içimde bir hüzün beliriyor.

اسْتِحْضَارُ تِلْكَ الْأَيَّامِ الْقَدِيمَةِ يَجْعَلُنِي أَشْعُرُ بِتَحَسُّنٍ.

O eski günleri ansımak bana iyi geliyor.

تَذَكَّرْتُ فَجْأَةً صَدِيقًا قَدِيمًا وَاتَّصَلْتُ بِهِ.

Birden bire eski bir arkadaşımı ansıdım ve onu aradım.

Eşdizimler