إِنَّهُ عَنِيدٌ لِلْغَايَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ لَا يَسْتَمِعُ إِلَى كَلَامِ أَحَدٍ.
O kadar anut ki, kimsenin sözünü dinlemiyor.
إِنَّهُ عَنِيدٌ لِلْغَايَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ لَا يَسْتَمِعُ إِلَى كَلَامِ أَحَدٍ.
O kadar anut ki, kimsenin sözünü dinlemiyor.
مِنَ الصَّعْبِ جِدًّا الْجِدَالُ مَعَ شَخْصٍ مُتَصَلِّبِ الرَّأْيِ.
Anut bir insanla tartışmak çok zordur.
لَمْ يَتَخَلَّ عَنْ قَرَارِهِ لِأَنَّهُ مُتَمَسِّكٌ بِرَأْيِهِ.
Anut olduğu için kararından vazgeçmedi.