arıklamak
نَحَلَ الطِّفْلُ كَثِيرًا بِسَبَبِ سُوءِ التَّغْذِيَةِ.
Yetersiz beslenme yüzünden çocuk çok arıklamıştı.
لَقَدْ ضَعُفَ كَثِيرًا مُؤَخَّرًا بِسَبَبِ الْإِجْهَادِ.
Stres yüzünden son zamanlarda çok arıklamış.
نَحَلَ الطِّفْلُ كَثِيرًا بِسَبَبِ سُوءِ التَّغْذِيَةِ.
Yetersiz beslenme yüzünden çocuk çok arıklamıştı.
لَقَدْ ضَعُفَ كَثِيرًا مُؤَخَّرًا بِسَبَبِ الْإِجْهَادِ.
Stres yüzünden son zamanlarda çok arıklamış.