ara vermeden

تُمْطِرُ السَّمَاءُ بِدُونِ تَوَقُّفٍ مُنْذُ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ، لِذَلِكَ كُلُّ مَكَانٍ مَلِيءٌ بِالْمِيَاهِ.

Yağmur ara vermeden üç gündür yağıyor, bu yüzden her yer su içinde.

تَمَكَّنَّا مِنْ إِنْهَاءِ الْمَشْرُوعِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ مِنْ خِلَالِ الْعَمَلِ بِاسْتِمْرَارٍ.

Ara vermeden çalışarak projeyi zamanında bitirmeyi başardık.

اِسْتَمَرَّتِ الْمُوسِيقَى فِي الْعَزْفِ دُونَ انْقِطَاعٍ، مِمَّا أَعْطَى الْحَفْلَةَ طَاقَةً.

Müzik ara vermeden çalmaya devam etti, bu da partiye enerji verdi.

İlişkili Kelimeler