تَعِبْتُ كَثِيرًا، أُرِيدُ أَنْ آخُذَ اسْتِرَاحَةً وَأَرْتَاحَ قَلِيلاً.
Çok yoruldum, biraz ara vermek ve dinlenmek istiyorum.
تَعِبْتُ كَثِيرًا، أُرِيدُ أَنْ آخُذَ اسْتِرَاحَةً وَأَرْتَاحَ قَلِيلاً.
Çok yoruldum, biraz ara vermek ve dinlenmek istiyorum.
مِنَ الْجَيِّدِ أَنْ نَتَوَقَّفَ مُؤَقَّتًا عَنِ الْحَدِيثِ وَنَتَلَقَّى أَسْئِلَةَ الْمُسْتَمِعِينَ.
Konuşmaya ara vermek ve dinleyicilerin sorularını almak iyi olur.
بَعْدَ الْمَشْيِ الطَّوِيلِ، اسْتَرَحْنَا تَحْتَ شَجَرَةٍ وَتَنَاوَلْنَا شَطِيرَةً.
Uzun bir yürüyüşten sonra, bir ağacın altında ara verdik ve sandviç yedik.
تَوَقَّفَ