araklamak

حَاوَلَ الطِّفْلُ سَرِقَةَ بَعْضِ الْحَلْوَى مِنْ مَحَلِّ الْبَقَالَةِ.

Çocuk, bakkaldan şeker arakalamaya çalıştı.

تَمَّ فَصْلُ المُوَظَّفِ مِنَ العَمَلِ لِاخْتِلَاسِهِ أَمْوَالاً مِنَ الشَّرِكَةِ.

Memur, şirketten para arakladığı için işten atıldı.

İlişkili Kelimeler