aralıkla

تُمْطِرُ بِفَتَرَاتٍ مُتَقَطِّعَةٍ، وَأَحْيَانًا تَشْتَدُّ وَأَحْيَانًا تَهْدَأُ.

Yağmur aralıkla yağıyor, bazen şiddetleniyor bazen duruluyor.

كَانَتِ الْأَضْوَاءُ تَوْمِضُ عَلَى فَتَرَاتٍ فِي الْحَفْلِ، مِمَّا أَضَافَ جَوًّا مِنَ الْغُمُوضِ.

Konserde ışıklar aralıkla yanıp sönüyordu, bu da atmosfere gizem katıyordu.

تَأْتِي إِشَارَةُ الْهَاتِفِ بِشَكْلٍ مُتَقَطِّعٍ، لِذَلِكَ يَصْعُبُ التَّحَدُّثُ.

Telefon sinyali aralıkla geliyor, bu yüzden konuşmak zor oluyor.

İlişkili Kelimeler