aralamak

تَمَكَّنَ اللِّصُّ مِنَ الدُّخُولِ عَنْ طَرِيقِ فَتْحِ النَّافِذَةِ جُزْئِيًّا.

Hırsız, pencereyi aralayarak içeri girmeyi başardı.

شَقَقْتُ السِّتَارَةَ لِأُشَاهِدَ الْمَنْظَرَ فِي الْخَارِجِ.

Perdeyi aralayarak dışarıdaki manzarayı seyrettim.

فَتَحْتُ الْبَابَ قَلِيلًا لِأَرَى مَنِ الَّذِي أَتَى.

Kapıyı aralayarak kimin geldiğine baktım.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler