عِنْدَمَا أَمْطَرَتِ السَّمَاءُ لِيَوْمَيْنِ مُتَتَالِيَيْنِ، ظَهَرَ خَطَرُ الْفَيَضَانَاتِ وَأَصْدَرَتِ السُّلُطَاتُ تَحْذِيرًا.
Ardışık iki gün boyunca yağmur yağınca, sel tehlikesi ortaya çıktı ve yetkililer uyarı yaptı.
عِنْدَمَا أَمْطَرَتِ السَّمَاءُ لِيَوْمَيْنِ مُتَتَالِيَيْنِ، ظَهَرَ خَطَرُ الْفَيَضَانَاتِ وَأَصْدَرَتِ السُّلُطَاتُ تَحْذِيرًا.
Ardışık iki gün boyunca yağmur yağınca, sel tehlikesi ortaya çıktı ve yetkililer uyarı yaptı.
يَتِمُّ تَطْبِيقُ خُصُومَاتٍ خَاصَّةٍ عَلَى الْعُمَلَاءِ الَّذِينَ يُقِيمُونَ ثَلَاثَ لَيَالٍ مُتَوَالِيَةً فِي هَذَا الْفُنْدُقِ.
Bu otelde ardışık üç gece konaklayan müşterilere özel indirimler uygulanmaktadır.
عِنْدَمَا ارْتَكَبَ أَخْطَاءً مُتَتَابِعَةً، قَالَ الْمُعَلِّمُ لِطَالِبِهِ إِنَّهُ يَجِبُ أَنْ يَكُونَ أَكْثَرَ حَذَرًا.
Ardışık hatalar yapınca, öğretmen öğrencisine daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.
مُتَسَلْسِل، مُتَتَالِي، مُتَوَاتِر، مُتَعَاقِب، مُتَوَالِي، مُتَلَاحِق، تَتَالٍ