أَثَارَتْ هَذِهِ الْأَحْدَاثُ صَدًى كَبِيراً فِي الْمُجْتَمَعِ، مُظْهِرَةً تَتَابُعاً وَاضِحاً.
Bu olaylar ardıllık göstererek toplumda büyük yankı uyandırdı.
أَثَارَتْ هَذِهِ الْأَحْدَاثُ صَدًى كَبِيراً فِي الْمُجْتَمَعِ، مُظْهِرَةً تَتَابُعاً وَاضِحاً.
Bu olaylar ardıllık göstererek toplumda büyük yankı uyandırdı.
أَثَّرَ تَعَاقُبُ الْكَوَارِثِ الطَّبِيعِيَّةِ سَلْبًا عَلَى الْحَيَاةِ فِي الْمِنْطَقَةِ.
Doğal afetlerin ardıllığı, bölgedeki yaşamı olumsuz etkiledi.
أَتَاحَتْ خِلَافَةُ الْحُكُومَةِ تَطْبِيقَ سِيَاسَاتٍ جَدِيدَةٍ.
Hükümetin ardıllığı, yeni politikaların uygulanmasını sağladı.