armağan etmek

أَهْدَانِي كِتَابًا جَمِيلًا جِدًّا فِي عِيدِ مِيلَادِي، وَكُنْتُ سَعِيدًا جِدًّا.

Doğum günümde bana çok güzel bir kitap hediye etti, çok sevindim.

قَدَّمَتِ الشَّرِكَةُ جَائِزَةً لِلْمُوَظَّفِينَ النَّاجِحِينَ.

Şirket, başarılı çalışanlarına birer ödül armağan etti.

مَنَحَتِ الدَّوْلَةُ الرِّيَاضِيِّينَ النَّاجِحِينَ مِيدَالِيَّةً.

Devlet, başarılı sporculara madalya armağan etti.

İlişkili Kelimeler