aroma

رَائِحَة — رَوَائِح

انْتَشَرَتْ رَائِحَةُ الْقَهْوَةِ فِي جَمِيعِ أَنْحَاءِ الْغُرْفَةِ، وَأَيْقَظَتْنِي فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.

Kahvenin aroması tüm odayı sardı, sabahın erken saatlerinde beni uyandırdı.

أَعْجَبَتْنِي نَكْهَةُ هَذَا الشَّايِ كَثِيرًا، خَاصَّةً نَكْهَةَ النَّعْنَاعِ وَالَّليْمُونِ.

Bu çayın aroması çok hoşuma gitti, özellikle nane ve limon aroması.

اِنْعَشَنِي عَبِيرُ الْوُرُودِ أَثْنَاءَ تَجَوُّلِي فِي الْحَدِيقَةِ، كَانَ جَمِيلاً لِلْغَايَةِ.

Güllerin aroması bahçede dolaşırken içimi ferahlattı, çok güzeldi.

İlişkili Kelimeler