artakalmak

لَمْ يَتَبَقَّ سِوَى بِضْعَةِ قِطَعٍ مِنَ الْقُمَاشِ.

Sadece birkaç parça kumaş artakaldı.

تَبَقَّى الْكَثِيرُ مِنَ الطَّعَامِ بَعْدَ حَفْلِ الزَّفَافِ.

Düğünden sonra bir sürü yemek artakaldı.

فَضَلَ الْكَثِيرُ مِنَ الْوَجَبَاتِ الْخَفِيفَةِ بَعْدَ مُغَادَرَةِ الضُّيُوفِ.

Misafirler gittikten sonra bir sürü atıştırmalık artakaldı.

İlişkili Kelimeler