asacak

عَلَّقَتْ مَلَابِسَهَا عَلَى الْعَلَّاقَةِ فِي الْخِزَانَةِ.

Elbiselerini dolaptaki asacağa astı.

كَانَتْ هُنَاكَ شَمَّاعَةٌ خَلْفَ الْبَابِ.

Kapının arkasında bir asacak vardı.

İlişkili Kelimeler