asansör

مِصْعَد — مَصَاعِد

بِسَبَبِ عَدَمِ وُجُودِ مِصْعَدٍ فِي هَذَا الْمَبْنَى، يَجِدُ كِبَارُ السِّنِّ صُعُوبَةً بَالِغَةً فِي الصُّعُودِ إِلَى الطَّوَابِقِ الْعُلْيَا.

Bu binada asansör olmadığı için yaşlı insanlar üst katlara çıkmakta çok zorlanıyorlar.

أَسَانْسِير — أسانسيرات

عِنْدَمَا تَعَطَّلَ أَسَانْسِيرُ الفُنْدُقِ، اضْطُرِرْنَا إِلَى حَمْلِ الحَقَائِبِ عَلَى الدَّرَجِ، كَانَ ذَلِكَ مُتْعِبًا لِلْغَايَةِ.

Otelin asansörü bozulunca, valizleri merdivenlerden taşımak zorunda kaldık, çok yorucuydu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler