asosyal

إِنَّهُ غَيْرُ اجْتِمَاعِيٍّ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ يَقْضِي عُطُلَاتِ نِهَايَةِ الْأُسْبُوعِ فِي الْمَنْزِلِ بِمُفْرَدِهِ يَقْرَأُ الْكُتُبَ.

O kadar asosyal ki, hafta sonlarını evde tek başına kitap okuyarak geçiriyor.

يَجِدُ صُعُوبَةً فِي تَكْوِينِ صَدَاقَاتٍ بِسَبَبِ سُلُوكِيَّاتِهِ الْمُنْعَزِلَةِ.

Asosyal davranışları nedeniyle arkadaş edinmekte zorlanıyor.