atlet

يَرْغَبُ كُلُّ رِيَاضِيٍّ يَتَنَافَسُ فِي الْأَلْعَابِ الْأُولِمْبِيَّةِ فِي تَمْثِيلِ بِلَادِهِ بِأَفْضَلِ طَرِيقَةٍ مُمْكِنَةٍ.

Olimpiyatlarda yarışan her atlet, ülkesini en iyi şekilde temsil etmek ister.

لَاعِبُ قُوًى يَتَدَرَّبُ بِجِدٍّ كُلَّ يَوْمٍ لِتَحْقِيقِ أَفْضَلِ النَّتَائِجِ فِي الْمُسَابَقَاتِ.

Atlet, müsabakalarda en iyi sonuçları elde etmek için her gün sıkı bir şekilde antrenman yapıyor.

عِنْدَمَا يَسْخُنُ الْجَوُّ، مِنَ الْأَرْيَحِ ارْتِدَاءُ فَانِيلَةٍ دَاخِلِيَّةٍ قُطْنِيَّةٍ.

Hava ısınınca pamuklu bir atlet giymek en rahatı.

İlişkili Kelimeler