اضْطُرَّ حَارِسُ الْمَرْمَى إِلَى جَعْلِ الْكُرَةِ تُرْمَى بَعِيدًا.
Top, kaleci tarafından uzaklara attırılmak zorunda kaldı.
اضْطُرَّ حَارِسُ الْمَرْمَى إِلَى جَعْلِ الْكُرَةِ تُرْمَى بَعِيدًا.
Top, kaleci tarafından uzaklara attırılmak zorunda kaldı.
أَرَادَ الطِّفْلُ أَنْ يُجْعَلَ الْحَجَرُ يُلْقَى فِي الْبَحْرِ.
Taş, çocuk tarafından denize attırılmak istendi.