avam

شَكَّلَ عَامَّةُ النَّاسِ طَوَابِيرَ طَوِيلَةً لِمُشَاهَدَةِ الْعَرْضِ فِي الْقَصْرِ.

Avam, saraydaki gösteriyi izlemek için uzun kuyruklar oluşturdu.

يَجِبُ شَرْحُ هَذِهِ الأَنْوَاعِ مِنَ الْمَوْضُوعَاتِ بِطَرِيقَةٍ يُمْكِنُ أَنْ يَفْهَمَهَا الْعَامَّةُ.

Bu tür konular avamın anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır.

فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَتْ هُنَاكَ فَجْوَةٌ اجْتِمَاعِيَّةٌ كَبِيرَةٌ بَيْنَ النُّبَلَاءِ وَالدَّهْمَاءِ.

Eski zamanlarda, soylular ve avam arasında büyük bir sosyal uçurum vardı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler