بَدَلًا مِنَ التَّجَوُّلِ فِي الشَّوَارِعِ عَاطِلًا طَوَالَ الْيَوْمِ، يَجِبُ أَنْ تَجِدَ لِنَفْسِكَ عَمَلًا.
Bütün gün avare bir şekilde sokaklarda dolaşmak yerine, kendine bir iş bulmalısın.
بَدَلًا مِنَ التَّجَوُّلِ فِي الشَّوَارِعِ عَاطِلًا طَوَالَ الْيَوْمِ، يَجِبُ أَنْ تَجِدَ لِنَفْسِكَ عَمَلًا.
Bütün gün avare bir şekilde sokaklarda dolaşmak yerine, kendine bir iş bulmalısın.
كَانَ الْجُلُوسُ فِي الْحَدِيقَةِ وَمُشَاهَدَةُ النَّاسِ بِشَكْلٍ مُتَجَوِّلٍ بِلَا هَدَفٍ مِنْ أَنْشِطَتِهِ الْمُفَضَّلَةِ.
Avare bir şekilde parkta oturup insanları izlemek, onun en sevdiği aktivitelerden biriydi.
أَظْهَرَتْ نَظْرَتُهُ التَّائِهَةُ مَدَى ارْتِبَاكِهِ.
Avare bakışları, onun ne kadar kafasının karışık olduğunu gösteriyordu.
مُتَبَطِّل