avcı

ذَهَبَ الصَّيَّادُ إِلَى الْغَابَةِ مَعَ كَلْبِهِ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ لِيَصْطَادَ أَرْنَباً.

Avcı, bir tavşan avlamak için sabahın erken saatinde köpeğiyle ormana gitti.

كَانَ الصَّائِدُ يَتَرَبَّصُ بِالْفَرِيسَةِ فِي الْغَابَةِ الْكَثِيفَةِ لِسَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ.

Avcı, yoğun ormanda avını saatlerce bekledi.

قَنَّاص — قَنَّاصَة

اِخْتَبَأَ الْقَنَّاصُ خَلْفَ الصُّخُورِ يَنْتَظِرُ فَرِيسَتَهُ.

Avcı, avını beklerken kayaların arkasına saklandı.

İlişkili Kelimeler