أَدْلَى الْعَرَّافُ بِتَعْلِيقَاتٍ حَوْلَ مُسْتَقْبَلِ الْمَرْأَةِ مِنْ خِلَالِ النَّظَرِ إِلَى رَاحَةِ يَدِهَا.
Falcı, kadının avuç içine bakarak geleceği hakkında yorumlar yaptı.
أَدْلَى الْعَرَّافُ بِتَعْلِيقَاتٍ حَوْلَ مُسْتَقْبَلِ الْمَرْأَةِ مِنْ خِلَالِ النَّظَرِ إِلَى رَاحَةِ يَدِهَا.
Falcı, kadının avuç içine bakarak geleceği hakkında yorumlar yaptı.
كَانَ الطِّفْلُ يَنَامُ بِهُدُوءٍ فِي بَاطِنِ كَفِّ أُمِّهِ.
Bebek, annesinin avuç içinde mışıl mışıl uyuyordu.
وَضَعَتِ الْمُعَلِّمَةُ قِطْعَةَ حَلْوَى فِي كَفِّ الْيَدِ.
Öğretmen avuç içine bir şeker koydu.