avunmak

حَاوَلَ الطِّفْلُ أَنْ يَتَسَلَّى عَنْ حُزْنِهِ بِاللَّعِبِ بِأَلْعَابِهِ.

Çocuk, oyuncaklarıyla oynayarak üzüntüsünden avunmaya çalıştı.

تَعَزَّتِ الْأُمُّ بِكَلِمَاتِ جَارَتِهَا الطَّيِّبَةِ.

Anne, komşusunun iyi sözleriyle avundu.

İlişkili Kelimeler