avundurmak

حَاوَلْتُ أَنْ أُسَلِّيَ صَدِيقِي عَلَى كَلْبِهِ الْمَفْقُودِ، لَكِنَّهُ كَانَ حَزِينًا لِلْغَايَةِ.

Arkadaşımı kaybettiği köpeği için avundurmaya çalıştım ama çok üzgündü.

حَاوَلَتِ الأُمُّ تَهْدِئَةَ الطِّفْلِ الَّذِي سَقَطَ وَجَرَحَ رُكْبَتَهُ.

Annesi, düşen ve dizini yaralayan çocuğu avundurmaya çalıştı.

فَعَلْتُ كُلَّ مَا بِوُسْعِي لِدَعْمِهِ وَمُوَاسَاتِهِ.

Ona destek olmak ve avundurmak için elimden geleni yaptım.

İlişkili Kelimeler